barış manço müzesi

bundan on bir yıl önce, sanki  yakın bir akrabamızı, ne akrabası düpedüz abimizi kaybetmiş gibi üzüldük barış manço’nun aramızdan ayrılmasına. vefatını ilk öğrendiğim günü hatırlıyorum, yok demiştim, yok ya… çaresiz bir inanamamazlık yaşamıştım, hepimiz gibi. bir sanatçıdan çok daha fazla bir şeydi barış manço, ne bileyim, yoktu yani onun gibisi. kızıma bazı şarkılarını dinletiyorum bazen,  henüz dört yaşında olduğu için şimdilik “nane limon kabuğu” favorisi. eminim büyüyünce “dağlar dağlar”, “dönence”, “anlıyorsun değil mi?” gibi nice şarkının da güzelliklerini fark edecek. ama ne yazık ki barış manço’yu yaşarken bilememenin eksikliğini hiç tamamlayamayacak.  çünkü şarkıları bir yana, hayatı ve kişiliğiyle de başka türlüydü o. biz ne şanslıymışız ki, barış manço’yla aynı zamanda yaşamışız.

neyse, uzattım lafı, sadede geleyim. dün barış manço müzesi’ne gittik ailecek. bilenler bilir giriş 1 TL gibi komik bir rakam. üstelik öğretmen ve öğrencilere ücretsiz. içimizden biri ücretsiz girebilecek özellikteyken bir lira için  valla utandık  söylemeye. böyle bir giriş ücretiyle müzeyi nasıl çekip çeviriyorlar bilemiyorum.

neyse bi daha. girişte önce barış manço’nun arabası karşıladı bizi. plaka görüldüğü üzre sadece ona özel :)

karşılama töreni müzenin bahçesinde “domates biber patlıcan” bölümüyle ve “adam olacak çocuk”larla devam etti.

sonra içeri girdik. ev sahibi piyanosunun başındaydı. tamam değildi, ama işte… keşke gerçekten orda olsaydı…

evin her odası ayrı ayrı güzeldi. eşyaların çoğu bir kaç yüzyıl yaşındaydı.

barış manço belçika’nın verdiği şövalyelik ünvanından sonra evin alt katında bir yeri şövalye odası yapmış. görülmeye değer.

askere gitmeden önce kestirdiği saçından bir tutam da sergilenenler arasında.

müzede bir bölüm aldığı ödüllere, plaketlere falan ayrılmış. hepsi bir yana beni asıl şu fotoğraftaki duygulandırdı…

hüzünlendiren başka bir detay daha…

müze çok güzel olmakla beraber bazı eksiklikler de göze çarpmıyor değil. örneğin bilgi metinleri her odada bir tane olmak üzere o odada sergilenen eşyaları genel olarak anlatıyor.  üstelik bilgi metinleri özellikle aramak için çaba sarfedeceğiniz bir yerlere konulmuş. bilgi metinlerinin her eşyanın yanına, o eşyaya özel olarak hazırlanması daha etkili olur bence. bir de metinlerin ingilizce çevirileri yok. dikkat edin, “bu dünya benim memleket” diyen bir sanatçının müzesi bu!

barış manço’nun hayatıyla, şarkılarıyla ilgili daha çok şey yapılabilir bence. özellikle de onu henüz tanımaya başlamış yeni nesil için interaktif bazı etkinlikler vs geliyor aklıma. müze bu haliyle sadece “teşhir” işlevini görüyor. oysa müze demek çok daha fazlası demek.

bir de müzenin bir yerinde barış manço temalı hediyelik eşyaların falan satıldığı bir bölüm hem müzeye gelir sağlar hem de müzeyi ziyaret edenlere bir hatıra bırakır. müze yöneticileri kimdir bilmiyorum ama bunu ciddi ciddi düşünsünler bence.

ve son olarak son söz niyetine…

About these ads

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s