bir ocak yazısı

dün gece yeni yıla uyuyarak girdim. yeni yıla nasıl girersen tüm yıl öyle geçer’e inanmıyorum, bir işe nasıl başlarsan öyle devam eder’e inandığım kadar. birkaç yıldır yeni yıl kavramı da beni heyecanlandırmıyor zaten. galiba insanın yine de o gelecekten umutlu safça mutluluğa inandığı, yeni yıl listeleri yapıp yeni kararlar aldığı  zamanları geçtim de ondan. artık biliyorum ki 31 aralıkla 1 ocak arasında ne dünya ne de insan değişiyor. o iki gün arasında hiç bir fark yok.

yine de… 2011’in bu ilk gününde, hiç olmazsa,  “allahıımmm, çok işim var, çok işim var!” deyip de hiçbir şey yapmayıp işleri kafamda taşıyarak hepsinin altında ezilmek yerine, azar azar da olsa her gün bir şey yaparak yapmam gereken işleri biriktirmeden halletmeyi çok istiyorum. yani bir tek bunu başarabilirsem benim için çok şey gerçekleşmiş olacak.

bir de eşime ve kızıma daha çok zaman ayırmak istiyorum. yukarıdakini yapabilirsem bunun için de zaman kalacak doğal olarak.

bir de, hazır ayaktayken dileyeyim, 2011 yılı 2010’dan daha iyi olsun ne olur. insanlar hak etmedikleri acıları çekmesin artık.

Reklamlar

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: