paris, vol möl ne varsa…

elif şafak külliyatını ele almaya niyetlendiğim yazı dizisini, siftah yapıp öylece ortada bıraktığımdan kelli paris yazı dizimi bitiremesem içime fena oturacaktı gerçekten. yeri geldikçe, peyder pey yazmış olsaydım daha güzel olacağını düşündüğüm bu diziyi elimde ne varsa  içine bocaladığım bir yazıyla bitirmek beni hoşnut etmese de hiç yoktan iyidir diyorum yine de. hiç yoktan iyidir valla.

hadi başlayalım!

ilk durağımız louvre müzesi olsun mesela. gezmesi çok rahat yarım günü alan, meşhur mona lisa tablosunun sergilendiği muazzam bir müze louvre müzesi.

gez gez bitmeyecek, ayaklara kara sular indirecek kadar büyük bir yapı olmakla beraber görülmeye değer gerçekten de. müzede hem heykel hem resim hem de kraliyet ahalisinin yaşamlarına dair eşyalarla ilgili farklı bölümler var. her bölümün de kendi içinde bölümleri, falanca yüzyıla ait eserler, filanca  yüzyıla ait eserler gibi. açıkçası sanatla aramda seviyeli bir ilişki olduğundan eserlerin hepsine nüfuz edebildiğimi söyleyemeyeceğim, hatta” mona lisa’yı göreyim eşe dosta hava atayım” niyetiyle gezdim onlarca bölümü. sonunda muradıma da erdim tabii :)

mona lisa’nın nasıl özel bir statüye sahip olduğunu da aşağıdaki fotoğrafta görebiliyoruz efenim:

 

mona lisa’nın baştacı edilmesinin haklı sebepleri var elbette; ama müzede gerçekten görülmeye değer  nice eserler var, ah bi de resimden anlasam…

bu tablo da leonardo da vinci'ye ait, ismi "kayalar üzerinde meryem" (virgin on the rocks).

 

 

müzedeki en büyük tablo, hz. isa'nın bir davette suyu şaraba dönüştürme mucizesini anlatıyor.

bu resmin neyi anlattığını unuttum... ama hoşuma gitmişti onu hatırlıyorum...

 

 

davut'un golyat'ı öldürüşünü tasvir eden tablonun bir yüzü

 

bu da diğer yüzü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

en iyi savaş tasvirlerinden biri sayılıyormuş bu tablo

 

meryem ana'nın ölümünü tasvir eden bu tablo zamanında kiliseden büyük tepkiler çekmiş; zira tablo meryem ana'yı kutsallığına yakışmayan bir şekilde göstermekte, üstelik kırmızı bir elbiseyle ölüme göndermekteymiş, çünkü bu giysi kötü kadınların giydiği türden bir elbiseymiş.

 

ilahi komedya'da cehennemden bir sahne

ünlü fransız devrimi tablosu "halka yol gösteren özgürlük"

 

napolyon'un taç giyme törenini anlatan tablo, müzedeki devasa tablolardan biri

resim bölümünü adamım vermeer’le bitirelim. inci küpeli kız yok ama dikiş diken kız bir de astrolog var:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

biraz da heykel bölümüne bakacak olursak kabaca şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

hamurabi kanunları

 

hamurabi ve güneş tanrısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

şimdi de saray hayatının magazin dünyasından tane tane  enstantaneler:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

vol möl ne varsa dedim ama ey okur, benim takatim kesildi valla… okuması iki dakka almadı biliyorum ama ben müzeyi kafamda yeniden gezdim neredeyse, yoruldum.  bir iki şey daha var paylaşmak istediğim, victor hugo’nun evi, fransa’nın en küçük caddesi ve tabii notre dame. bir yazı daha çıkacak bu geziden anlaşılan. şimdilik burada bırakıyorum, kusura bakılmaya. en yakın zamanda dizinin son yazısında buluşmak üzere…

Reklamlar

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: