paris, artık bu son!

gayrete geldim, ocağın bu son gününün son iki saatinde, başladığım bir işi tamamına erdirmenin hazzını yaşayacağım. bu insanlık için kaale alınmayacak bir durum elbette; ama benim için neleri değiştirecek merakla bekliyor olacağım. ne bileyim, daha iyi bir insan olabilirim mesela. zamanımı daha iyi planlayıp bugünün işlerini yarınlık yapmayabilirim. hızımı alamayıp yarının işlerine bugünden başlarım belki. hatta daha iyi yemek yapabilirim. yok, artık yemek yapabilirim diyelim… yani her şey bu yazıya bağlı ey okurum. başlayalım!

paris’in göremezsem gözüm arkada kalır dediğim yerlerinden ikisi notre dame kilisesi ve victor hugo’nun eviydi. bu iki ad sadece paris’in ünlülerinden olmakla kalmıyor, bilindiği üzre victor hugo’nun “notre dame’in kamburu (notre dame de paris)” romanında birleşiyor. zaten katedrali gezerken victor hugo’nun defalarca notre dame gelip quasimodo’yu nerelerde gezdirdiğini, kilisenin hangi karanlık izbelerinde dolaştırdığını ve yaşattığını düşünmeden edemedim. 12. yüzyılda yapılmış olan kilise hâlâ tüm haşmetiyle ve açıkçası biraz da ürkütücülüğüyle arz-ı endam ediyor. gotik mimarinin güzel bir örneği olan kilisenin taşları birkaç yıl öncesine kadar kapkaraymış, şimdi rahat rahat görülebilecek nitelikte.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

victor hugo’nun evine ise neyse ki edith’e yapılan vefasızlık yapılmamış da eli yüzü düzgün bir müze haline getirilmiş ev. gerçi hugo’nun başka bir yerde daha evi varmış ve benim asıl görmek istediğim roman müsveddeleri, özel eşyaları falan oradaymış ama paris’teki evi de insanı boş göndermiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

hugo ayakta çalışırmış, bu yüzden çalışma masası da ayakta yazmaya uygun yapılmış.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

bu da evin penceresinden dışarısı

 

genişliği sadece 1.8 m olan  fransa’nın en dar sokağı balık tutan kedi sokağı’yla yazımızı bitirelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

bir yazı dizimizin daha sonuna geldik. aslında sonuna gelebildiğim ilk yazı dizim bu. neyse allah kerimdir, şeytanın bacağını kırdık ya, nice yazı dizileri bitiririm inşallah.

Reklamlar

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: