lemonadeee!

amerika’da en şaşırdığım şey burada gördüğüm bir çok şeye şaşırmamam. geçen yıl geldiğimizde de böyle olmuştu, adamlar hayat biçimlerini nasıl hafızamıza/bilincimize kazımışlarsa artık, gördüğüm çoğu şey amerikan filmlerinde gördüklerim gibiydi. okul otobüsleri, gazete kutuları, newyork’taki sarı taksiler, ellerinde kahvelerle işlerine giden insanlar falan filan yani.

bunlardan bitanesine de washington gezimizde rastladım. hani filmlerde olur ya, çocuklar kaldırıma bir masa kurar ve ev yapımı limonata satarlar. gerçekten de varmış böyle bir şey, onu gördüm. öğleden sonra kaldığımız otelin etrafını şöyle bir kolaçan edelim diye yürüyüşe çıkmışken, bir köşe başından “lemonadeee, lemonadeee!” diye sesler duyduk. köşeyi dönünce tezgahı kurmuş çocuklarla karşılaştık. yanlarında bir büyükleri vardı ve sağolsun çocukların fotoğrafını çekmeme izin verdi. işte bu o fotoğraf :)

şimdi bekliyorum bakalım, lucy gibi kaldırımda psikiyatri kliniğini kurmuş bir veletle de karşılaşacak mıyım acaba?

Reklamlar

25 responses

  1. amerika gezisi hiç ilgimi çekmedi..belki de misyonunu sevmediğimden..konyaya gidip mevlanayı ziyaret ederseniz ve bundan beni haberdar ederseniz sevinir, hazırladığınız herşeyi ilgiyle okurum..

    bu resim görür görmez dikkatimi çekti..bence bi çocukla konuşmak ve onun fikirlerini (önemseyerek) dinlemek mutlaka psikolojimize iyi gelir..

    ben sıradan biriyim..matematik bölümünü bitirmiş bir işsizim:d

    uzun zamandır kitaplarla pek aram yok, kendim düşünüp değerlendirmeyi daha çok seviyorum, bir sitede moderatörüm ve yapılan blogları iligiyle takip ediyorum fakat alıntı yazılara pek yüz vermiyorum..

    insanların kendi duygularını açmalarına özen gösteriyorum ve bence biraz etkili de oldum:)

    bir gün, değer verdiğim bir profilde sizin aşk hakkındaki bir sözünüze rastladım fakat sözün altında isminiz yoktu..ama çok güzeldi, benim düşüncemdi, o sözü aldım sayfama taşıdım..

    sonra teknik bir arıza yüzünden sayfamın bir bölümüyle birlikte bu söz gitti..

    bu gün gene aynı sayfaya baktığımda sözün yerinde durduğunu ve altında bir ismin olduğuu gördüm, sizin isminiz, googleden aradım ve bu siteyi buldum..amacım bazı sözlerinizi almaktı, buraya geldim..

    yorum resimle alakasız oldu kusura bamayın..sizi tebrik etmek istiyorum..yaptınız her şey için:)

    1. merhaba duygu,

      konya’ya gitme fırsatım olmadı hiç; ama olursa seve seve yazarım :) amerika hakkında ise dünyadaki her işe soktuğu burnu yüzünden sempati beslemenin zor olduğu konusunda ki sanırım misyonla bunu kast ettiniz, size katılmamak elde değil. yine de amerika’nın dünyada yürüttüğü politika bir tarafa, içerde insanlarına sağladığı imkanlar (artısıyla eksisiyle) görülmeye değer. hem neresi olursa olsun, bir yerleri görmek, farklı, bambaşka insanların yaşamlarına tanık olmak, onlarla yaşamak insanın ufkunu genişleten şeyler. şahsen kitap okumayı çok severim, kitap da insanın ufkunu açan en önemli unsurlardan biridir; ama kitaplarda bile olmayan şeyler var ki onları yaşamak, görmek çok farklı.

      aşk hakkındaki bir sözümü alıntılamanız beni sevindirdiği kadar şaşırttı da açıkçası. zira öyle aşk hakkında ahkam kesecek biri de değilim, hatta hangi sözü kast ettiğinizi çıkaramadım önce. benim de blogumda yer verdiğim bazı alıntı sözler var, belki de onlardan biridir diye düşündüm sonra. gerçi kendi yazmadığım hiçbir şeyin altına adımı yazmamaya özellikle dikkat ediyorum. neyse, sonuçta kimin olursa olsun bizi biraraya getirmiş oldu :))

      uzun ve güzel yorumunuz için ben de teşekkür ederim. kitaplarla aranıza mesafe koymanıza üzüldüm ama. kitaplar bagajda epey bir ağırlık oluşturduğu için yanımıza pek kitap alamadık, beş aydır buradayız ve kitaplarımı öyle çok özledim ki, memlekete dönünce 7/24 kitap okusam anca kanarım sanırım :))

      neyse uzattım, tekrar teşekkürler, işlerinizde kolaylıklar :))

  2. Her hakiki aşk

    umulmadık dönüşümlere yol açar.

    Aşk bir milad demektir.

    Şayet ‘aşktan önce’

    Ve ‘aşktan sonra’

    aynı insan olarak kalmışsak,

    Yeterince sevmemişiz demektir.

    Birini seviyorsan

    yapacağın en anlamlı şey

    Değişmektir…

    ELİF ŞAFAK

    işte bu söz..

    aslında özelden sayfama gelip bakmanızı çünkü yanlarında eklediğim ifadelerle kendime göre anlamlandırdığımı söylemiştim ancak sanırım özel mesajlara bakmıyorsunuz..hem sonra reklam yapıyormuşum gibi düşünebileceğiniz de geldi aklıma ve bir daha aynı isteği yenilemeyi düşünmüyorum..

    ben bir gün bir yerlere çıkarsam Allahın izniyle önce konyaya gideceğim..çünkü aşkın derin bir ifadesi var orda..

    verdiğiniz tanım o kadar doğru ki..ve bu değişim kişiye duyulan aşkın tanrı aşkıyla karışması gibi bir şey oluyor..

    ve

    siz ne düşünürsünüz bielmiyorum ama bana göre aşk tek kişiye ve bir kereliktir..tıpkı yaradana duyulan aşk gibi, sonuçta aşkın tanımı tüm evrende aynı..fakat insanlar her şey gibi onu da kirlettiler..

    beni aslında fazlasıyla üzen en büyük şey çocukların yüreklerindeki aşka yapılan saldırılar..

    saf ve öğrenmeye çalışan bir canlı, soruyor, anlamaya çalışıyor, bazn de hata yapabiliyor..ve ebeveynin sert müdaelesi..söylediği doğrular karşısında aldığı zıt tepki..

    ve bunun sonunda çocuk yalana da alışıyor, duygularını saklamayı da, merak etme yeteneğini de rafa kaldırıor..

    bu anlamda lucynin de orda fazla kalacağını sanmıyorum ben..

    sevgiyle..

    1. merhabalar tekrar :))

      ilk yorumunuzda adınızdaki bağlantıya baktım aslında, hem estağfurullah, reklam falan diye düşünmem, zaten blog camiası olarak birbirimizi tanımanın bir yolu da bu, haberdar etmek. ama o sıra, nasıl olduysa artık, bulamamıştım bahsi geçen sözü. bugün bir daha baktım ve gördüm.

      aşk hakkında yazdığınız şeylere bakınca tecrübe konuşuyor gibi geldi, daha önce de dediğim gibi, aşk hakkında derinlemesine sözler sarf edebilecek biri değilim maalesef. yolun yarısına yaklaştığım şu ömr-ü hayatımda anlayabildiğim bir şey varsa o da aşkın herkese göre olmadığıdır. bununla, günlük tüketilen ve varlığı feysbuk gibi ortamlarda ispat edilmeye çalışılan sözde aşkları kast etmiyorum tabii.

      benden de sevgiler, selamlar :))

  3. onlar aşk değil ki, aşk oynu:)

    aşk çok kutsal..kirletmek için girişilen milyonlarca çabaya rağmen değerinden bir şey yitirmedi..sonuçta altın çöpe de düşse yine altındır..sizi kelimelerimle sıkmamış olmayı diliyorum, sizinle uzun uzadıya sohbet etmek isterdim fakat çok yoğun bir insansınız..

    hani derler ya anlatılmaz yaşanır diye, bu netlogdaki durumum da bu, anlattığım zaman anlaşılmıyor o yüzden anlatmaktan vazgeçtim..

    ben o ortamda ve o insanlarla, yaptığım paylaşımlarla çok mutluyum, insanlar o kadar güzel şeyler yazıyor ki, duygular çırılçıplak ortalıkta geziniyor ve yorum yapıyorsunuz kime gittiği mühim değil, herkes kendi içindeki fırtınaları estiriyor meydanda..

    kitap okumak iyidir diyorsunuz, okuduğum kitapların hepsi bilgi ağırlıklı, romanların konusuna bakmak yetiyor..içinden bir kaç cümle alıntılamak tercihim, ben çok okuyorum, insanları o anki ruh hallerini özümseyerek okuyorum..ve anında okuduklarımdan geri bildirim alıyorum, yorum yapıyorum, soruyorum, konuşuyorum..gerekirse tartışıyorum..ama her defasında olayları bir sonuca bağlıyorum..sanal çoğu zaman relden daha grçek oluyor..

    size anlatmak istedim ancak yanlış bir karar verdiğimi anladım, sıktıysam özür dilerim, yazdıklarımı genele vermeyin lütfen sadece size yazdım çünkü..

    neyse,

    ben ömr-ü hayatınızda başarılar ve mutluluklar dilerim, daima sevgiyle kalın:)

    1. yazdıklarınızdan sıkıldığım izlenimine kapılmanıza sebep olmuşum galiba istemeden de olsa, kusuruma bakmayın, böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. aksine ben yetişemedim aslında yorumlarınıza. bunun sebebi de zannettiğiniz gibi meşguliyetim değil (hatta hayatımın en işsiz zamanlarını geçiriyorum son bir kaç aydır), ailemize yeni katılacak ufaklığın üzerimdeki hem heyecanı, hem de stresi biraz. havalar da çok sıcak olunca ne bir şey yazasım ne bir şey okuyasım geliyor nette. netlog’u da gerektiği gibi inceleyememem işte bu psikilojik ve fiziksel sorunum demeyeyim de, durumum yüzünden. yazdıklarınıza özel değil yani, ama yazdıklarınızın bana özel olmasına ayrıca teşekkür ederim :))

      ilk yorumunuzda matematik bölümünü bitirdiğinizi yazmıştınız ama öğretmen olduğunuzu yazmamıştınız, netlog’daki sayfanızda gördüm. ben de edebiyat öğretmeniyim. kitapları okuyabildiğim kadar insanları okuyamıyorum belki ama çok iyi bir dinleyiciyimdir :) yanlış karar verdiğinizi düşünüp cümlelerinizi burada kesmeyin lütfen.

      ben de hayatınızda başarılar ve mutluluklar ve daimî sevgi diliyorum, ama tekrar yazışmak üzere de diyorum :))

  4. özelden cevap yazdım..

    1. özel derken akutafaf@gmail.com‘u kast ediyorsanız herhangi bir mesaj yok orada :)

  5. yazdıktan sonra hepsini silmiştim..ve 2 ssat geçmiş ben yazarken..

    ve göderdim..nasıl oldu anlamadım..ve okumanızı isterdim..

    1. hay allah, yazık olmuş… ben de okumak isterdim…

  6. bu sohbet özelden devam ederse biz de bişeyler kaçırmış oluruz.. bence burdan devam etmelisiniz. kitaplar, insanlar ve aşk.. tam da üstünde sıkça düşündüğüm konular bu sıralar..

  7. bu konular hakkında düşünmeyi bıraktığımız an kendimizden vazgeçtiğimiz andır bence..

  8. lütfen özelinize de bakın..

  9. ben düşünmeden yaşardım, düşünmeye de okumaya da bir yıldır başladım. zor oluyo bazen.. daha çok düşünüp daha çok okuyunca daha çok susuyor insan, daha çok kendiyle konuşuyor..

    1. MERHABA ESRA..BURANIN SİSTEMİNİ DAHA YENİ YENİ KAVRADIĞIMDAN SİZİN BAŞKA BİRİ OLDUĞUNUZU ANCAK KAVRAYA BİLDİM VE HATTA ANLAM VEREMEDİM, NASIL OLUR DA FAFATUKA ANCAK 1 YILDIR OKUMAYA BAŞLAR? CEVAP BULAMAYINCA BOŞVERDİM ARTIK, SONUÇTA HAYATTA HER ŞEYİN OLMASI OLASI:)

      OKUMAK HER ŞARTTA GÜZEL, BEN BİLGİSAYARLA TANIŞTIKTAN SONRA GENELDE BU ORTAMDA OKUYORUM.. VE BEN ÜNİVERSİTE YILLARINDA KİTAP KURDUYKEN SONRADAN SENEDE 1 GÜN ŞARKISINA DÖNDÜ BENİM KİTAP OKUMA MACERAM..BİR DÖNEM ÖYLE GEÇTİ AMA MAZERETİM DE VARDI ASLINDA, SAĞLIK SORUNLARIMLA İLGİLENMEK ZORUNDAYDIM..FAKAT ŞU DA BİR GERÇEK Kİ KİTAP, HER KOŞULDA TEK SAMİMİ DOST..GEÇENLERDE BİR VİDEO İZLEMİŞTİM..DİYORDU Kİ SİZE HARİKA BİR ÜRÜN TANITACAĞIM SİZLRE, ÖNCELİKLE ÇOK UCUZ, VERGİSİ ALGISI ELEKTRİĞİ VS YOK VE ÜSTÜNE ÜSTLÜK TÜM İHTİYAÇLARINIZA CEVAP VERMEYE HAZIR..TANITTIĞI ŞEY KİTAPTI:)

      O ZAMAN DÜŞÜNDÜM, GERÇEKTEN DE ÖYLEYDİ..HANİ BİR ŞEYİ BİLMEKLE O BİLDİĞİNİ BAŞKA BİR KAYNAKTAN ÖĞRENMEK FARKLI OLUYOR..BİLDİKLERİNİN YANINDA GÖZDEN KAÇIRDIKLARINI DA GÖREBİLİYORSUN..

      OKUMA ALIŞKANLIĞI OLMAYAN İÇİN OKUMANIN ZORLUĞUNU BİLİYORUM..DEVAMLI TAKİP ETTİĞİM SİTEDE BİRİYLE TANIŞMIŞTIM, ASLINDA ARKADAŞLIK SİTESİ VE HERKES NİYETİNE GÖRE OLAN İNSANLARLA MUHABBETTE..NEYSE, ONA KİTAP OKUMA KONUSUNDAKİ SIKINTIMDAN SÖZ ETMİŞTİM..DENE DEMİŞTİ..SADECE DENE..VE DENEDİM..HATTA ONUN YAZDIĞI BİR BLOGU OKUMUŞTUM, UZUNCA DA BİŞEYDİ..AMA OKUDUM..BU ÇOK KEYİFLİYDİ:D

      İNSAN İSTEYİNCE YAPAMAYACAĞI HİÇ BİR ŞEY YOK..

      VE OKUDUKÇA SEN SUSUYORSUN DÜŞÜNCELER ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA BAĞIRIYOR..BU KONUDA HAKLISIN..

      DÜŞÜN(EBİL)MEK GÜZEL..BEN RABBİME EN ÇOK DA BANA BUNU BAHŞETTİĞİ İÇİN ŞÜKREİYORUM..

      SAYGIYLA..

  10. ömr-ü hayatınızın yarısını tamamladığınızı söylemiştiniz..o zaman düşünmeye aynı zamanlarda başladık..düşünebilmek mantık ile duyguların işbirliği yapması olabilir mi?

    çünkü mantık düşünmez, sadece o an doğru olanı uygular, duygular da öyle yürğin sesini düşümeden uygular

    ama ne zaman ki mantık ve duygular karşı kaşıya kalırsa galiba beyinde savaş tamtamları çalar..ve muahrebe insan davranışlarının dengsizliği ile sonuçlanır..aksine tamtamlar yerini barış çubuğuna bırakırsa, böyle olursa (bana göre) aşk konuşur..aşk tam bir denge halidir diyorum ben fakat tabi bunu sadce ben diyorum:d

    aslında sizden okumanızı istediğim yorumu okuduysanız ilk defa bu düşüncemi destekleyen bir düşünüşe rastladım..

    yani aşkın değil tutkunun gözü kördür..aşk gözün en iyi gördüğü hal olabilir..çünkkü aşka ermek yanmak ve küllerinden kendini tekrar yaratmaktır..

    ben eskiden kitap kurduydum..artık düşünce kurduyum..kendim düşünüp üretmeyi seviyorum..saçma bile olsa düşüncelerim bu beni daha çok doyuma ulaştırıyor..fakat, elbette okuyup değişik fikirler hakkında bilgilenmek ayrı bir haz kaynağı:)

  11. @esra düşünmeye başlamanın niceliği değil de niteliği daha önemli bence. bu yüzden ne kadar zamandır düşündüğümüzden çok ne kadar yol aldığımız hayatımıza asıl anlamını katan şey. kiminin kırk yılda ulaşamadığı yere kimi kırk günde ulaşabiliyor mesela. demek ki geç ya da erken olması mesele değil, yeter ki olsun :))

    @duygu siz aşkın en zor ama en gerçek anlamından bahsediyorsunuz. buna ulaşmak çoğunluğumuza göre o kadar zor ki… bir kere yenmemiz gereken çok dişli bir düşmanımız var: nefis. işte mantıkla duyguların barış çubuklarını tüttürdükleri aşamada ancak nefsin hakkından gelebiliyoruz :)
    ama kim bunu yapabiliyor?

    1. ya inamıyorm..bu gün ben de aynı konuda yorum yaptım durmadan..aşka ulaşmak için yenmemiz gereken en büyük engel nefis..

      1. TEKRAR MERHABA..BURANIN SİSTEMİNİ DE YENİ YENİ ANLAMAYA BAŞLADIM..MİNİK PSİKOLOĞU ÜNLÜ YAPTIK, AMA BLOGUNUZDA OKUNUP SİNDİRİLMEYİ BEKLEYEN ÇOK SAYIDA KONU VAR..

        HANİ GARİPLİKLER VE TESADÜFLER HEP YER ALDI YA BAŞLANGIÇTAN İTİBAREN, ASLINDA HER AN DEVAM ETMEKTE..

        GÖNDERDİĞİNİZ SON MAİLİ MERKALA BEKLEDİM VE GELDİĞİ ZAMAN SEVİNDİM, AKLIMA GELDİKÇE POSTA KUTUSUNA BAKAN BEN, HER GÜN İLK OLARAK ORAYI KONTROL EDİYRDUM..AMA SAYLI GÜN ÇABUK BİTER..

        HEMEN CEVAP YAZMAK İSTEMEDİM, HANİ BİR SAVAŞTAN ÇIKAN YORGUN ASKER VARDIR YA ONUN GİBİYDİM..OKUDUKTAN SONRA, EN KISA ZAMANDA BURAYA YORUM YAPMAYA KARAR VERDİM..VE HER GÜN BU NİYETLE UYANDIM..FAKAT HEP BAŞKA BİR ENGEL ÇIKTI..NETLOGDA ORA KOŞ BURA KOŞ ŞUNU HAZIRLA DERKEN AKŞAMI EDİYORDUM..TABİ ARALARDA REELİME DE YÖNELİYORDUM VE GÜN OLDU BİLGİSAYARA HİÇ UĞRAYAMADIM..

        ARTIK BU DURUMA BİR SON VERMEM GEREKİYORDU VE BU GÜN KALKAR KALKMAZ OLMASA DA İLK FIRSATTA BURAYA GELDİM..

        YAKLAŞIK 1 HAFTALIK ELEKTRİK KESİNTİSİ DEDİNİZ YA, NEWYORKA BUNU HİÇ YAKIŞTIRAMADIM..VE BUNUN YANINDA 1 SAATLİK KESİNTİ BİLE SONSUZ KADAR UZUN GELİRKEN BANA 1 HAFTA ÇOK KÖTÜ..BENZER BİR OLAY YAŞAMIŞTIM, YEĞMURDAN ZARAR GÖREN DİREKLERİN TAMİRİ İÇİN 5 GÜN BOYUNCA SADECE AKŞAMLARI ELEKTRİK VERMİŞLERDİ..O BİLE BİR FELAKETTİ..YANİ BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN:)

        SEVGİYLE..

  12. tekrar hoşgeldiniz duygu :)

    evet dediğiniz gibi, garip başladı ama güzel devam etmesi temennimiz. ben de son e-postanızdan sonra yanıtımın gecikmesinden rahatsız oldum açıkçası, yanlış anlaşılır diye. newyork’tayken elektrik kesintisi yoktu da, internet bağlantısında sorun vardı kaldığımız otelde. neyse, şimdi evimizde, philadelphiada’yız. yoksa değil bir hafta bir günü bile internetsiz geçirmek tam bir hayat imtihanı :)))

  13. bunu tahmin ettim:)

    maksadım en fazla 1 günlük gecikmeydi ancak sonrasında yazmak bir türlü kısmet olmadı:)

  14. düşünsenize internetsiz bir ortamı..ben düşünemiyorum, o bahsetğim zaman inanılmaz sıkılmıştım..ama düşününce ekmek bulamadığın için aç kalmaktan ya da su bulamadığın için kirli dolaşmaktan çok daha iydir..üstelik zoraki bir düşünme süreci de oluyor..fakat ben nöyle bir zorunluluk olmadan düşünmeyi, internet olduğu halde bilgisayar başından kalıp diğer işleri yapmayı tercih ederim..zorla yapılan hiç bir şey (faydalı bile olsa) güzel olmuyor..

    elif şafağın kendi sesinden bir hikayesini dinledim, belki bu siteden belki burdan ulaştığım kendi sitesinden..doğrusu her ne kadar tamamdır desem de bu konuda hala kafam netliğe kavuşmadı..ama umursamıyorum çünkü sizin de dediğiniz gibi karşımdakinin kimliğinden çok düşüncleri önemli..

    isimleri unuttum fakat çok zengin bir adam bir kadınla evleniyor çocukları oluyor büyorlar felan, bir gün kadın başka birine aşık oluyor ve tüm zenginliği, çocuklarını bırakıp o adamla gidiyor..

    kalsaydı acı çekicekti ama belki gidince de acı çekecek ama en azından kendi tercihini yaşayacak..

    zorla güzellik olmuyor:)

  15. Gerçekten bende ilk gördüğümde şaşırmış ve bir o kadar da sevinmiştim yol kenarında limonata satan çocukları görünce.

    Geçen yaz abim,büyük ve küçük kuzenler sıcaktan kurtulabilmek için sonradan farkettik yüksekte havanın serin olabileceğini.Yolculuğumuz sırasında karşılaştık üç şeker kız çocuğuyla ve tüm limonatayı içtik :) Abartmadık sadece üç bardaklık kalmıştı zaten.Bizse beş kişiydik???
    (Korkmayın burdan size soru çıkmayacak.Turist gibi davrandık:))

    Aksine yaşadığımız yerden fazla uzağa gitmemiz gerekmedi.Hatta yanı başımızdaydılar diyebilirim.

    Gidilecek yer:Rize Kalesi

    Üç şeker kız çocuğu:Haliyle kale yolu üzeri

    İçilen limonata:Tamam tamam

    Ablacım yazın cimcilelerle ve kalabalık kuzen topluluğuyla birlikte.Limonatalar benden.Turist gibi giyinmeyi unutmayın:)

    Not : Amerikayı görmek de güzel olurdu.

    Dip Not : Yeni sloganımı buldum.”Hayatı turist gibi yaşayın” Ver sloganı.

    1. yaa, rize’de de aynı şey olabileceğini tahmin etmezdim bak,çocukların limonatalarını içmeniz iyi olmuş, ben o zaman akıl edememiştim, keşke ben de alsaymışım bir bardak limonata keretalardan.

      slogan süper :D

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: