sadece sitem…

neredeyse on yıl oldu harika cümleleriyle tanışalı. neredeyse on yıldır onun kitaplarını okumak kitap okumaktan daha öte bir şeymiş gibi geliyordu. aslında hâlâ da bir pinhan’ı, bir mahrem’i, bit palas’ı, araf’ı, baba ve piç’i koyacak yer bulamam, başımın üstünde yerleri var. bunların hatrına siyah süt’ü, aşk’ı da, sevmediği, üzüldüğü özellikleri olsa da  “ne olursa olsun sonuçta çocuğum o benim” diyen anneler gibi bağrıma basmışlığım da vardır. hatta ne olursa olsun iskender’i de okuyacağım memlekete dönünce. çünkü birini sevmek şartlara bağlı olmamalı. artılarıyla olduğu kadar eksilerini de kabul edebiliyorsan gerçekten seviyorsun demektir. hele de sevgin  dışa değil içe odaklı ise.

ama  siyah süt’le başlayan içerikteki irtifa kaybı, aşk’la bir nebze düze çıksa da çok şey götürdü elif şafak’tan, elif şafak’ın yazarlığından. üstüne pembe kapağı hazmedemeyenlere şirinlik olsun diye çıkarılan gri kapak içerikteki düşüşü daha da göze batırdı maalesef. hadi ona da eyvallah dedik, doğan kitap’ın popülist tavrıdır diye düşündük. ama yazarın son romanı iskender’in başına gelen şey “ne içeriği kardeşim, forsuma bak sen!” diye bağırmıyor mu? “bir an önce ünlenip çok ama çooook satmak istiyorum ben!” demiyor mu? “cümlelerimi didik didik edip her bir paragrafla mest olan ‘okur’lardan önce, elif şafak okuyorum diye hava atacak ‘okuyucu’ları kafalayayım da hele!” diye içinden geçirmiyor mu?

hiçbir şeye değil, aslında çok iyi yazan çok iyi bir yazar elden gidiyor, ona yanıyorum vallahi…

Reklamlar

14 responses

  1. Hımm! Oldukça sitemkar bir yazı olmuş.
    Elbette hiçbir şeye körü körüne bağlanmamak gerekir. Ben de popüler kültürden pek hoşlanmam ama Elif Şafak’ın Aşk’ı bende tersi duygulara neden olmuştu. Şuan yurtta bulunmamam nedeniyle ki aslında siz de yurtta değilsiniz diye tahmin ediyorum ama benim internet erişimimin de kısıtlı oluşu gibi nedenler yeni kitapla ilgili gelişmeleri takip etmeme engel oluyor. Sadece yeni çıkan bir kitap olduğunu biliyorum. Bu yüzden içeriğe nail olamadım. Dolayısıyla sitemin nedeni kitabın çok önde oluşu mu, kapağı mı yoksa yazılanların kendini tekrar etmesi mi?
    Aşk ve Siyah Süt düşündüğün olumsuzlukları buradan okumayı çok isterim. Sevgiler

  2. sitemim çok iyi bir yazarın çok çabuk tüketilen bir yazara dönüşmesine sevgili ebru. son kitabı iskender’in kapağındaki tutum o kadar irrite edici ki bence, valla resmini bile post’uma koymak istemedim, o derece.

    ha kitabı okumayacak mıyım, okuyacağım dönünce, çünkü dıştaki tutumu içerik biraz olsun unutturur bana, içeriği o derece iyidir diye umut, temenni, dua ediyorum.

    şunu da eklemeliyim belki de, sonuçta kimsenin yaptığını, zararlı bir şey yapmadığı sürece eleştirmek, olmadı demek fazlasıyla öznel bir tutum elbette. elif şafak bu halinden memnunsa, e bize de, oturup susmak düşer nesnel olarak. ama eskiden beri onu seven biz okurlarını son zamanlardaki hali gerçekten üzüyor. neden? galiba samimiyeti giderek azaliyor diye, en azından öyle hissettiriyor.

    görüldüğü üzre, bendeki fazlasıyla duygusal bir durum. ama yazmadan edemedim artık. çünkü aşk’a kadar hakkında yapılan eleştirilerin üstesinden gelebiliyordum, ama bu son durum artık savunulacak bir şey bırakmadı ne yazık ki…

  3. Yorumu yazmadan önce, kitabın kapağını görememiştim. Evet hak vermiyor değilim, umarım gidişat bu yönde değildir. Art arda kitaplar çıkaran, peşi sıra albümler yapan insanlara dönüşmemesini dilerim. Ayrıca naçizane bir isteğim olacak. Ben her yerde her sayfayı açamıyorum. Gerçi wordpresste pek sorun olmuyor ama bu blogda da e-mail aboneliği olsa benim için ne kadar iyi olur. Belki de üye olmanın bir yolu var da ben gremedim. Sevgiler..

    1. yan tarafa bahsettiğin şey olduğunu tahmin ettiğim bir şey ekledim, inşallah doğrudur :)))

  4. çok hafif bir yazı. iskender gibi bir skandaldan sonra daha sert eleştirmen gerekirdi bence.

    1. valla kıyamıyorum gene galiba, ama hakkaten elle tutulur bi tarafı yok bu iskender olayının…

  5. iskenderi okumadım kapağı da görmedim ama aşk hakkında o tanımı yapan birinin kötü bir içerik seçeceğine inanmıyorum..

    dedim ve araştırdım biraz.

    bulduğum bi bölüm:

    “Bu hayattta yaşadıklarımız ne kadar geçer gibi görünsede, kabuk tutup bize kendini tamamen unutturmaya çalışsada hiç ummadığımız bir an kanamaya başlar ve canımızı çok acıtır.Hayatta yaşadıklarımız kötü yanlar varken nasıl aşık olabiliriz ?

    Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır… En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
    Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece.

    Elif şafak yeni kitabıyla bir defa daha aşk’a olan bakışını muhteşem bir uslub ile okuyuculara sunmuştur.Muhteşem bir kitap tüm kitap severlere tavsiye edebilecegimiz bir baş yapıt.”

    bence elif şafağı eleştirmekte biraz acele ediyorsunuz, o insan aşkı tanıyor, popüler olma uğruna yanışa düşmesi çok zayıf bir ihtimal..

    1. sevgili duygu,

      elif şafak’a sitemim yazarlığına değil, nitekim “umarım kitabın içeriği dışındaki olmamışlığı telafi ettirir” mealli bir şey de yazmıştım yazımda. verdiğiniz örnek paragraflarda da kitabın okunmaya değer olduğu anlaşılıyor. benim sitemim/eleştirim elif şafak’ın, edebiyat okuru yerine reklam okurunu hedef alır görünen tavırları. son kitabının kapağı artık bu tutumun gerçek okur tarafından elle tutulur, savunulacak bir yanının kalmadığını çok açık gösteriyor bence.
      elif şafak’ın yazarlığına siyah süt’ü ve kısmen aşk’ı saymazsak, bir şey demiyorum zaten. kendisi hâlâ en sevdiğim yazarlar arasında ve umuyorum ki hep öyle kalacak.

      1. iskenderi ve hatta hiç bir kitabı, daha doğrusu kitap okumadm..yani okudum ama farklıydılar..roman değildi..fakat hepsi bir yana iskenderi çok merak ediyorum ve bir de hiç bir kitabın kapak ilgimi çekmedi..ama isknderin kapağını internette gördüm ve kitap bana daha çok psikoloji içerikli gibi geldi ama tabi yanılıyor da olabilirim..ve elif şafağı pek de suçlamıyorum göze batma isteği için..aslında kendimce çok açık bir açıklamam var bunun için..var ama her şey de böyle açık yazılmaz ki:d

        açıkçası size bir şekilde yazmayı özledim.fakat internet hattı oldukça sorunlu..şimdi çok rahat ama sabah muhtemelen işkence gibi yavaş olcak..

        sevgiyle kalın..

  6. iskender’in içeriğinden ben de umutluyum iyi bir şey çıkacak diye;ama kapağı konusunda hayal kırıklığım hâlâ devam ediyor. hele istanbul’da bir markette karşılaşınca kitapla ve elime alıp kapağın kağıt kalitesini de beğenmeyince… neyse, inşallah romanın kendisi avutur beni :)))

    elif şafak’ın göze batma isteğini anlıyorum dediniz ve orda bıraktınız, merak ettim ama :))

  7. Aşk’ın kapağı pembeden griye döndüğünde “yoğun istek üzerine” diye yorumlamıştım . “Kağıt Helva” çıktığında ise iyice kafam karıştı doğrusu. Aldım mı, almadım mı hatırlamıyorum, ama zaten okuduğum köşe yazılarını tekrar okumak gelmedi içimden. İskender’i ise henüz almadım. Ne zaman idefix’e veya bir kitapçıya girsem sadece bakışıyoruz. Sadece ama mutlaka … Biliyorum sonunda pes eden taraf ben olacağım ama yine de direniyorum. Biliyorum karşılaştırmak doğru da değil ve anlamlı da ; ama bir Uzun İhsan romanı olsa raftaki hiç sorgulamadan alacağımı , hiç uyumadan okuyacağımı. Zarf , mazruf , yazar , okur , hikaye üzerine uzun uzun yazmanın yeri değil burası elbette ama sanırım sorun yayın evinin – amacına uygun – çığırtkanlığı ile “bizim” yazarımızın mütevazi duruşu arasında sıkışıp kalmamızda. Meyveli ağacı taşlamaktan başka bir şey bu, belki “sadece sitem”.

  8. Bir kaç düzeltme : Kağıt Helva ile Firarperest’i karıştırmışım ama her ikisinin de bende yaratttığı duygu aynı, sanırım karışması da ondan. Madem başladım yarattıkları duyguyu tam olarak yazayım : ” Madem Aşk’la bir rüzgar yakaladık, yeni bir şey yaratmaya da zaman yok o zaman “kolaj” larla sürdürelim hasatı ”
    İkinci düzeltme : Uzun İhsan Efendi’nin , Efendi’sini yazmayı unutmuşum. Saygısızlık etmişim gibi geldi , affola ….

  9. iskender’i ben de hâlâ okumadım, kitapçılara her gidişimde resmen göz göze gelmemeye çalışıyorum kitabın kapağındaki elif şafak’la. ama dediğiniz gibi elimiz mahküm, eninde sonunda okuyacağız kitabı, ama bize yaşattığı gücenmişliği unutturabilecek mi emin değilim. umarım yanılırım…

    karşılaştırmak değil belki ama, haklısınız bu konuda da, ihsan oktay anar’ın yeni kitabı çıksa gözümüz kapalı alacağız gerçekten. bir zamanlar şafak da aynı duyguları yaşatırdı. ama, yine doğru bir tespit olarak, yayınevinin tüccar kafası yazarla okuru arasına karakedi gibi girdi ne yazık ki…

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: