fafatuka kim mi?

fafatuka (anlamı kelebek, rize ağzında küçük sarı/beyaz kelebeklere denir) aslında yapması gereken bir sürü işi varken başka meşgalelerin  cazibesine kapılmış,  bu meşgaleleri bir çeşit temiz hava sahası sayıp birazcık nefeslenmeyi düşünen biridir.  kendiyle, edebiyatla, kitaplarla, sinemayla  haşır neşirliğini hal-i hazırda devam ettirmektedir. iş bu blogu bu alanlarda yazabileceği bir mekan olarak düşünmüş, sadece kendini ilgilendiren meseleleri aklı ermese de burada yazıya dökebileceğini kafasında kurmuştur.

kendinden üçüncü şahısmış gibi bahsedenlere gıcık kapıp aynı şeyi yapmasına fena halde sinir olmaktadır. yazmak isteyip de mel mel boş sayfaya baktığı zamanlarına da sinir olması dışında genellikle sakin biridir. kitaplardan

pinhan, mahrem, bit palas, araf (elif şafak);

puslu kıtalar atlası, suskunlar (ihsan oktay anar);

kayıp hayaller kitabı, gölgesizler, uykuların doğusu (hasan ali toptaş);

saatleri ayarlama enstitüsü (ahmet hamdi tanpınar);

yere düşen dualar, yüzünde bir yer (sema kaygusuz);

suç ve ceza, ezilenler, karamazov kardeşler (dostoyevski);

burun, bir delinin hatıra defteri (gogol) adlı romanları acayip sever.

izlediği filmler arasında ilk aklına gelenlerden selvi boylum al yazmalım, büyük adam küçük aşk, karpuz kabuğundan gemiler yapmak,  man on the moon, la vie en rose, dolls, shrek, finding nemo, monsters inc., mary and max, persona, autumn sonata, baran, cennetin rengi, cennetin çocukları kendisi için özel bir yere sahiptir.

sezen’i de,  son işleriyle pek de duygusal bağ kuramasa da, ayrı bir sever.

“keşke hiç sorumluluğum olmasa da hayatım boyunca okusaaam, izleseeem, dinleseeem…” cümlesi içinden en çok geçirdiği cümledir. ama hayat acıdır.

olur da yere göğe sığdıramadığı övgülerini blog yazarına iletmek isteyenler olursa yorum kutucukları her zaman açıktır.

yergilere henüz hazır değildir…

26 responses

  1. harika olmuş . kıskanılacak kadar . hatta ben niye yapmadım dedirtecek kadar . . .

    1. ciddi mi? eyvallah :))

  2. benden başka FAFATUKA varmi

    1. sizden başka fafatuka olduğu gibi sizden başka habip de vardır eminim :))

  3. fafatuka… elif şafağın AŞK kitabını okuyup okumadığını merak ediyorum… daha doğrusu kitapla ilgili yorumlarını merak ediyorumm… ben okudum ve okuyan birinin duygularını yorumlarını merak ediyorumm….

    1. merhaba fatih,

      evet “aşk” kitabı dahil elif şafak’ın bütün kitaplarını okudum, hatta baskısı olmayan yazarın ilk ve tek öykü kitabı “kem gözlere anadolu”ya da sahip olmakla ayrı bir mutluluk duyarım hep :) hoş bir tesadüf bu herhalde, şu sıralar elif şafak kitaplarını tekrar okuyup hepsi hakkında tek tek inceleme yazısı yazacağım bir girişimin içindeyim. pinhan’la başlayıp yayımlandıkları sıraya göre elif şafak külliyatını blogumda yazmayı düşünüyorum.

      bu duruma göre “aşk” romanı en son inceleyeceğim kitap olacak, yani haftalar sonra yazısını yazabilirim. sizi o kadar bekletmemek adına burada bir iki düşüncemi paylaşayım isterseniz, tabii bu yazacaklarım tamamen kişisel, oldukça subjektif ve sadece “bence” ile başlayan cümleler.

      “aşk” romanın elif şafak romanları içinde en sönük olanlardan biri olduğunu düşünüyorum. belki en çok satılanı ve okunanı, ama kesinlikle en iyisi değil. bir pinhan’ı, mahrem’i, bit palas’ı, araf’ı düşünüyorum bir de aşk’ı, kıyas bile edemiyorum ne yazık ki. ha bu yazarın kötü olduğunu düşündüğümden değil, adı geçen romanları yazabilmiş enginlikte, yetenekte, yetkinlikte bir yazar artık kendini ispatlamıştır, elif şafak bundan sonra çok kötü romanlar da yazsa benim gözümde önceki romanlarıyla en iyi yazarlardan biri olarak kalacaktır, o ayrı.

      gelelim “aşk”ı sönük bulma nedenlerime. birincisi ve en önemlisi (tabii bana göre) dili kullanma becerisi. elif şafak’ın ilk okuduğum romanı bit palas’tı. romanı okurken, çok net söyleyebilirim bunu, bir hazineyle, bir olağanüstülükle, bir aşk’la karşılaştım sanmıştım. cümleleri, betimlemeleri, anlatımı öyle kanlı canlı, öylesine renkli, öylesine sıradan olmayandı ki, büyülenmiştim. şimdi kitaplarını yeniden okuyorum ya baştan başlayarak, aynı şeyi yine hissediyorum, pinhan’da öyle cümleler var ki okuken zevkten dört köşe oluyorum adeta. ne yazık ki, üzülerek, içim burkularak söylüyorum şems’in kırk kuralı dışında “aşk”ta beni benden alan bir cümle, bir duygu bile yok aklımda kalan. önce ingilizce yazılıp sonra türkçeye çevrildiğinden mi, başka bir sebep mi bilmiyorum, elif şafak çok daha iyilerini yazabilecek biri bence.

      “aşk” romanının diğer romanlarından aşağı kalır bir yanı da karakterler. elif şafak’ın en beğendiğim özelliklerinden biri karakter yaratmasındaki ustalık. diğer romanlarında öyle kişilerle tanıştırdı ki bizi yazar, mevlana ve şems’i bir tarafa bırakırsak “aşk” romanında orijinal bir karakter yok ne yazık ki. tekke talebesi, hayat kadını, sarhoş, kocasının aldattığı ev hanımı, sonradan doğru yolu bulmuş derviş misal bir adam olarak gördüğümüz başlıca karakterlerin anlatımında elif şafak’ın o sevdiğim sihirli dokunuşlarının izleri, karakterleri kanlı canlı yaşatan betimlemeleri yok. yani anlatabiliyor muyum? mesele karakterin şu ya da bu olması değil, yazarın bunları anlatımı. daha önce yazdıklarını bilmesem bu kadar hayıflanmam, böyle yazmazdım ama maalesef hem karakterler hem de anlatımlarında pek bir şey yok.

      geriye mevlana-şems kalıyor. mevlana ile ilgili başka kitaplar da okumuş olduğum için şems-mevlana ilişkisinde beni şaşırtan bir şey olmadı. elif şafak bu konuda sanırım bilinenler üzerinden gitmiş ve doğru da yapmış bence. bu konuda yazarın eklediği şeyler de vardır muhakkak tabii. diyebilirim ki romanın en belki de tek güzel yanı şems-mevlana dostluğu ve aşkın kırk kuralı.

      kısaca yazayım demiştim ama uzun oldu galiba. bilemiyorum siz beğenmiş miydiniz romanı, düşüncelerinizi yazarsanız benim için de yararlı olur, yanıldığım noktalar vardır belki :)

      1. Merhaba Fafatuka
        :) kısa olmamış, ama yorumunun daha da devam etmesini isterdimmm… diğer kitaplarını okumadığım karşılaştırmaya dayalı yorum yapamayacam… AŞK kitabı beni çok etkiledi… eğer gerçekten dediğin gibiyse diğer kitaplarının anlatımı daha iyiyse neyle karşılaşacağımı gerçekten çok merak ediyorummm ve en kısa sürede kitapları temin edip okumaya başlarım umarımm…. belki de AŞK’ın konusu beni etkilemiştir… Şems’e aşık oldummm… Aşk’ta hoşgörünün enginliğinin ne derece olabileceğini açık bir şekilde gözler önüne serdi…. Allah’ın yarattığı bir kul olan Şems’teki hoşgörü derinliği böyle iken Yaratan’ın hoşgörüsünü düşünemiyorum… o yönden çok etkiledi, yaftalamalar, kendi günahını karşıdakine yansıtıp bir çeşit günah çıkarma konusuna da çok iyi değinmiş… neyse bana zaman ayırdığın, talebime olumlu cevap verdiğin için teşekkür ederim… AŞK’la kal…

  4. benim değerlendirmem biraz işin teknik kısmıyla ilgiliydi tabii, yani dili, anlatımı vs. daha ayrıntılı bir yazı dediğim gibi ilerleyen günlerde blogumda yer alacak. o zaman içeriği hakkında da görüş alışverişinde bulunabiliriz. aşk’ı beğendiyseniz elif şafak’ın diğer romanlarını haydi haydi beğenirsiniz, naçizane tavsiyem pinhan’la başlayın. hem iki roman arasında içerik olarak da benzerlikler var. yazılarımı yayımladıkça yorumlarınızı beklerim :)

  5. tabi tabi sizin yazılarınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim…

  6. ben tavsiyenize uyarak Pinhanı hemen alıyorum
    Bolg ne ilginç olmuş:))

    1. teşekkür ederim, okuduktan sonra düşüncelerinizi paylaşmaya da beklerim :)

  7. site ne güzel

    1. yorumlarınız ne güzel :))
      tekrar teşekkür ederim :))

  8. “keşke hiç sorumluluğum olmasa da hayatım boyunca okusaaam, izleseeem, dinleseeem…” cümlesi içinden en çok geçirdiği cümledir. ama hayat acıdır.

  9. bu siteyle ilgili bilgi almak istiyorum çok ilgimi çekti yardımcı olursanız sevinirim

    1. merhabalar beyza,

      “fafatuka kim mi?” başlıklı yazıda kendimi anlatmaya çalıştım, bu blog tamamen kişisel, bildiğiniz standart bloglardan, okuduğum, gördüğüm, gezdiğim ya da beğendiğim şeylerle ilgili kendimce yazılar yazıyorum; ama başka bir şey merak ediyorsanız buradan ya da yazıdaki e-posta adresinden bana istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz :))

  10. bilgilendirdiğiniz için teşşekkür ederim :) site çok hoş :) pekii biz yazdığımız yazıları size e – posta yoluyla göndersek bir sakıncası olur mu ? konuları aynen sizin ki gibi . yani günlük tarzı yazılmış yazılar gibi ama tam günlük gibide deyil?

    1. sevgili beyza,

      teşekkür ederim hem blogumu beğendiğiniz hem yazı göndermeye layık gördüğünüz için :)) daha önce dediğim gibi, burası kişisel bir blog olduğu için sadece ben yazıyorum, başka bir yazarın yazısını yayımlamak hiç aklıma gelmemişti doğrusu.

      ama mademki kendi yazılarınız var, bir blog hesabı alıp yazılarınızı orada bizimle paylaşabilirsiniz. böylece hem tamamen size ait bir yere sahip olursunuz hem de kendi okurlarınız olur :)) bu konuda isterseniz yardımcı olabilirim :))

  11. Selam Fafatuka… çok zaman oldu yukardaki yazdıklarıma senin cevabını tekrar görünce mutlu oldum… baya zaman geçmiş.. neler yapıyorsun hala OKUYOR MUSUN?

    1. merhaba fatih, sizi de burada yeniden görmek çok güzel, tekrar hoş geldiniz :))

      hâlâ okuyorum çok şükür; yukarıda bahsettiğim elif şafak külliyatı yazı dizisine de başlamıştım hatta; ilk kitap incelemesini de yayımladım ama bazı özel nedenler ve bir süreliğine yurt dışına çıkmamız sebebiyle devamını getirememiştim. memleketimize döndük nihayet,planlarımı hayata geçirmeye çalışacağım yeniden :))

      tabii bu arada yazarın yeni bir kitabı daha eklendi listeye okumam gereken. her ne kadar uygulanan reklam politikasından bir hayli rahatsız olsam da ki bunu da yazdım bloguma, yine de okuyacağım iskender’i, elim mahkum :)) inşallah o da eklenecek yazı dizisine.

      tekrar görüşmek üzere diyorum, ara sıra uğramayı ihmal etmeyin :))

  12. merhaba fafatuka :) bir blog hesabı alıp yazılarımı orda paylaşmam için daha çok zamana ihtiyacım var . çünkü öğrenmem gereken daha bi çok şey var (sizden) :) her zaman bu siteye girip yazılarınızı okumaya çalışacağım :)

    1. teşekkür ederim, her zaman beklerim :))

  13. merhaba fafatuka nasılsın ?

    1. teşekkür ederim beyza :) son zamanlarda blogum öksüz kalmış gibi görünse de her şey yolunda, philadelphia’dan dönüş trafiğini atlatıp hayatımızdaki rutine kavuştuktan sonra buraya daha çok zaman ve emek harcayacağım inşallah :)

      bu arada, yorumda verdiğin e-posta adresine bir mesaj yazmıştım son yorumundan sonra ama o adresi kullanmıyorsun galiba :)

  14. merhaba fafatukaaa :) nasılsın ? nerelerdesin?

    1. merhaba beyza :)

      teşekkür ederim iyiyim, nihayet istanbul’a evimize döndük, onun için mutluyuz ama bir sürü de iş var yapılacak, hazırlanacak. onların üstesinden gelmeye çalışıyorum. blogumla ilgileneceğim günleri de iple çekiyorum :)

      umarım sen de iyisindir, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum :)

top sende, yaz bakalım!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: