Tag Archives: büyük lokma ye büyük söz söyleme

büyük lokma ye büyük söz söyleme ve adamına göre muamele de nereye kadar!

dün büyülüfener‘de ne zamandır methini duyup merak ettiğim spike jonze‘un filmi her‘ü izlemeye gittim. saat 11, ilk seans, aceleyle bilet alıp koştur koştur biletin üstünde yazan salon 3’e girdim. yerime geçtiğim andan itibaren şüphelenmeye başlamalıydım aslında ama son dakka filme yetişme heyecanından mı soluklarımı düzene sokma çabasından mıdır nedir salonun neredeyse yarısını dolduran ergen ve üzeri gençler/çiftler şüphemi uyandırmadı. reklamlar başladı, önce tv’de de rastlayabileceğimiz şeyler, sonra tatil turları ve otel reklamları. yok gene uyanamadım. bir ara iç çamaşırı reklamı geldi, mhp çankaya adayının tanıtımı da ardından. daha ne bekliyordum hâlâ anlayabilmiş değilim şu an, sanırım halihazırdaki iktidarın içine düştüğü güç sarhoşluğuyla “başıma böyle bi’şey gelmez” rahatlığındaydım. akp çankaya adayının tanıtımını ve yakında gösterilecek  sürgün inek adlı “bin yılın komedisi (!)”nin tema şarkısını içeren klibin tamaaaaamını da  izledim. sonunda da film başladı: recep ivedik 4!

hani pek şaşkoloz bir tip olduğumu söyleyemem, aklı havada bir tarafım var evet; ama yine de onca ipucundan yanlış filme girdiğimi çok geç kalmadan anlamam  gerekirdi. işte bu yüzden recep ivedik tam karşımda sahte angora kazak vücuduyla arz-ı endam ederken,  ben “acaba bu filmi izlemem için ilahî bir işaret mi bu?” diye düşünüyordum. daha bir gün önce, tam da bir gün önce, sinemaya gideceğimi söylediğim bir arkadaşım kıkırdayarak “ivedik’e mi? diye sorduğunda “birgün recep ivedik izlerken görürseniz beni, vurun!” demiştim zira. salona doğru koştururken çok iyi bakmadığım biletimin hakikaten de recep ivedik 4 filmine kesilmiş olduğunu görmem de gökbakar’ı ve filmini her fırsatta küçümsememin cezasını çektiğim şüphesini iyice pekiştirdi. iki seçeneğim vardı: kaderimin kestiği bilete razı olacaktım ve bir daha hiçbir şeyi küçümsemeyecektim ya da paramın yanmasını göze alarak bağlı olduğum prensiplerden ve sanata duyduğum kendi çapımda saygımdan ödün vermeyecektim. recep ivedik mahalle çocukları arkasında tren olmuş dans edip çuf çuf yaparken aldım montumu ve salondan çıktım. bazı şeyler  berbatsa, berbattır, nokta.

başlıktaki ikinci bölüme gelince, film başlamadan önce verilen reklamlar sebep oldu buna. recep ivedik öncesi verilen reklamlarla başka filmlerde verilenleri karşılaştırdım kafamda, nasıl da adamına göre muamele edildiğini düşündüm ister istemez. hani ” halk böyle istiyor” kolaycılığı vardır ya, kaliteli iş yapmanın işlerine gelmediği karşı tarafın argümanıdır. hayatının anlamı insanî değerlerden başka her şey olanların, güya halka yakın ayağına, yaptıkları niteliksiz işlerin kulpudur bu. yalnız işin doğrusu, tamamen yanlış takılmış bir kulp da sayılmaz  “halk böyle istiyor”. çünkü “istemiyorum” demiyoruz ki. oysa yaşamımızı ve insanlığımızı daha iyiye götürmeyecek hatta onlara ket vuracak şeylere sağlam bir “hayır” demek gerekiyor.  kötü filmlere hayır demek gerekiyor. kötü kitaplara, kötü yemeklere; bizi aptal yerine koyan, emeğimizden, enerjimizden, aklımızdan, paramızdan faydalanıp bizi posa haline getiren her şeye “hayır!” demek gerekiyor. hayır demek gerekiyor ki karşımıza çıkmaya cesaret edemesinler. apaçık ortada olan kötülüklere doğru olsa bile halk inanmaz diyemesinler. güzel işler yapmak zorunda kalsınlar ya da güzel işler yapanlara kalsın meydanlar.

merak edene not: salondan çıkıp gişedeki görevliye yanlış filme bilet kestiğini söyledim, bileti “her” filminin  13.30 seansıyla değiştirdi.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: