Tag Archives: hasan ali toptaş

hasan ali toptaş’ı neden seviyorum?

notos öykü‘nün 42. sayısında (ekim-kasım 2013) hasan ali toptaş ile yapılmış bir söyleşi var. başlıktaki sorunun cevabı işte o söyleşinin şu bölümünde:

“… Heba‘daki Sınır bölümünü çalışırken şöyle bir cümle yazdım: “Sadece Suriye topraklarından değil, belki yedi sekiz Kalaşnikofla Türkiye tarafından da ateş ediliyordu mevzideki nöbetçilerin üzerine.” Bu cümleyi yazdım ama bir türlü üzerime sinmedi. Neden sinmediğini de anlayamadım. Cümlenin lafzına ve ruhuna defalarca baktım, sesli okudum, sessiz okudum, sonra acaba yakınındaki bir cümlenin tatsızlığı onun üzerine mi düşüyor diye önündeki ve arkasındaki cümleleri de kontrol ettim ama olmadı. Bir türlü bulamadım bu cümledeki yanlışı. Birkaç sayfa ilerlemiştim ama aklım hâlâ o cümledeydi. Üç dört gün sonra, birden yanlışı buldum. Yanlış olan şuydu; cümle bize, mevzideki nöbetçilerin üzerine her iki taraftan da ateş edildiğini, başka bir ifadeyle, nöbetçilerin iki ateş arasında kaldığını söylüyordu ama cümlede yer alan nöbetçiler iki ateş arasında değildi, cümlenin sonunda duruyorlardı. Hemen düzelttim tabii ve cümle romanın 240. sayfasında şu şekilde yer aldı: “Sadece Suriye topraklarından değil, mevzideki nöbetçilerin üzerine belki yedi sekiz Kalaşnikofla Türkiye tarafından da ateş ediliyordu.” “

Reklamlar

“sadece hasan ali toptaş okumak için bile türkçe öğrenmeye değer”

itiraf edelim, aramızda, özellikle edebiyatla bir şekilde hemhal olanlar için, günün birinde iyi bir yazar olmak hevesini taşımayanımız yoktur değil mi? öyle bir heves bende de var.dı. birgün kayıp hayaller kitabı‘nı okudum ve o an idrak ettim: ben asla bir yazar olamayacağım! zaten hasan ali toptaş‘ın “yazar” olduğu bir alanda bunu aklımdan bile geçirmem abesle iştigal değil de ne? yani, insan hasan ali toptaş kadar iyi bir yazar olamayacaksa hiç olmasın daha iyi sanki. çıta bu kadar yüksek olunca insanın haddini bilesi geliyor.

başlıktaki cümle, frankfurter allgemeine zeitung gazetesinde yayımlanan bir yazıda geçiyor.  yazarın herhangi bir kitabını okuyanlar bu yargının doğruluğuna hak verecektir. hasan ali toptaş türk dili ve edebiyatı için adeta allah’ın bir lütfudur çünkü. “bir dil nasıl sanat haline gelir?”in cevabıdır hasan ali toptaş. ne yazdığı bir tarafa, nasıl yazdığına bakmak için, kurduğu cümlelerin verdiği hazda kaybolmak için okunur hasan ali toptaş. onu henüz okumamış olanlara abartılı gelecek cümlelerim biliyorum. ama, şşşt, sen, onu okumuş olan! ne demek istediğimi bildiğini biliyorum. aşağıdaki vidyo da senin için. hasan ali toptaş ile ilgili bir belgesel yapıldığını bugün öğrendim ve hemen izledim. süresi bir saate yakın. ama o bir saate değer, inan bana.

%d blogcu bunu beğendi: