Tag Archives: pozitif ayrımcılık

kadınlara pozitif ayrımcılığa son!

bilmiyorum, belki de yanlış anlıyorumdur, gözden kaçırdığım bir şey vardır belki ama şu pozitif ayrımcılık meselesi 8 mart dünya kadınlar günü de henüz bitmişken aklıma takıldı yine. pek tabii kadın’ın ne kıymetli, ne önemli, ne yeri doldurulamaz bir varlık olduğunu okuyup dinleyebileceğimiz yığınla şey yazıldı, söylendi dün. ne okudum bu tip yazıları ne de dinledim söylenenleri. hepsi bana şu bazı ünlü kadınların yüzlerini mora bulayıp kadına şiddeti kınamaya çalışan  polyanna safdilliğindeki reklam gibi geliyor çünkü; bir şey yazmış, bir şey yapmış olmak için ortaya çıkarılan şeyler. ne kadına methiye düzen nutukların ne de sözümona empati kurmaya/kurdurmaya çalışan reklamların etkisi var zihni bozuk, niyeti bozuk insan müsveddeleri üzerinde. hani eskiden derlerdi ya “sallandıracaksın üç beş tanesini taksim meydanı’nda!” diye, yok, sallandırılmasın elbette, ama bu şiddet suçlarına gereken cezalar biçilse, biçilen cezalar hakkıyla infaz edilse o zaman gerçek bir şeyler  yapılmış olacak işte.

bi dakka, pozitif ayrımcılık diye başladıydım, ona döneyim. bakıyoruz, “yalnızca ‘dezavantajlı’ gruplara mensup bireylere verilen ekstra haklardır.” diyor vikipedi pozitif ayrımcılık için. iki anahtar kelime görüyorum ben burda, “dezavantajlı” ve “haklar“.

bir; bu tanıma göre “dezavantajlı” olan grup kadınlar oluyor doğal olarak. e, gerek dünyada gerek ülkemizde bunun aksini söyleyebilecek kimse de yok maalesef, hepimiz hemfikiriz bu konuda. ama sorun burada kadın’ın “dezavantajlı olması” değil benim demek istediğim, “dezavantajlı bir konumda bırakılması”. yani kadın, elinde olmayan sebeplerle ve düzeltilemeyecek bir durumda eksik/azınlık vb değil ki ona ekstradan bazı haklar verilsin,  erkek nasılsa kadın da aynı özelliklerle donatılmış bir varlık. kadına pozitif ayrımcılık dediğimizde kadının sanki ikinci sınıf bir vatandaşmış gibi görülmesi baştan kabul ediliyormuş gibi geliyor bana. pozitif ayrımcılık kisvesi altında erkeklerin ne kadar medeni, düşünceli ve nazik olduklarına dair egolarını tatmin etmesidir bu olsa olsa.  yapacağımız şey pozitif ayrımcılık değil, herkesin eşit haklara sahip olmasını ve bu haklarını yaşamasını sağlamaktır, kadın için de erkek için de. mesela mecliste daha çok kadın vekilin bulunmasını istemek, bu yönde çabalamak “ah ne hoş olur” gibi temenni değil gerekliliktir, olması gerekendir. bu yüzden partilerin “vitrin olsun” diye listelerine bir iki kadın vekil adayı eklemeleri ancak erkek zihinlerini tatmin eder, bizleri değil.

iki, “hak” demek lütuf demek değildir! toplumsal zihniyetimizdeki endazenin şaşılığından, birine hak verilince sanki ona bir iyilikte bulunulmuş, ona lütfedilmiş gibi algılanıyor. aslına bakarsanız bu durumdan erkekler de nasibini alıyor, yani kadın/erkek/çocuk hepimiz, haklarımızı almak, haklarımızın verilmesi konusunda şöyle ağız tadıyla güvenli sularda yüzüyor değiliz. “dezavantajlı konuma düşürülmüş” kadınların payına yine daha fazlası düşüyor elbette. ve siz de sezmişsinizdir, kadınlara verilen haklar hep lütfedilmiş gibi görülüyor erkek milletinin, hatta maalesef bazı hemcinslerimizin de gözünde.

sonuç olarak, kadınlara pozitif ayrımcılığa şahsen karşıyım. hiçbirimize cinsiyetimizi seçme konusunda fikrimiz sorulmadı, kadın veya erkek, insan olarak dünyaya geldik, eşit hak ve özgürlüklerle. yani bir insan olarak hakkım neyse onu almalıyım/hakkım neyse o verilmeli, ne bu yönde olması için hiçbir dahlimin olmadığı cinsiyetim için ne de eksik/muhtaç/azınlık olarak “görüldüğüm” için.

not: şimdi tüm ciddiyetimi bozacak ama insan deyince yazıya eklemesem olmazdı. demek istediğimi anlayan nice zekaların var olduğunu bilmenin gönül rahatlığıyla ekliyorum bu fotoğrafı efenim…

kadın da insan

%d blogcu bunu beğendi: